13/11/2007
EYLÜLLE GELEN
Kapadı gözlerini… Bir mabed arıyordu kendine ve buldu. Usulca çekti boynunu giyotinden; son bir nefes daha, yutturulmaya çalışılan yalandan… Hayat bu!
Tedirgindi, her yeni ziyaretçiyle gelen her avuntuda bir riya gizli, hissediyor ve biliyordu…
Allah korumuÅŸ…
Evet, korumuÅŸtu, ölebilirdi de ama yaşıyordu hala, şükürler olsun…
AkÅŸam olup kesilince adımlar, gün batımında gölgelerden utanan bir adam geldi…
TIKIRTI.
Yaraların sancısıyla kıvrandığım bir zamanda bir tıkırtı duyuldu; kapı sesi…
Annenin kapıyı açmasıyla uzun boylu, sırtında heybe, derviÅŸ kılıklı adam içeri girdi. Boylu boyunca uzandığı yatağın baÅŸköşesine oturdu…
Belki de görmek isteyeceÄŸi son kiÅŸiydi… Ne yapsın ki;
MİSAFİR.
Ne yapıyorsun demesine kalmadan yaralardan birinin kabuÄŸunu hışımla kopardı… Acıyla sarsılan bedeni, yoÄŸunluÄŸunu gözlerine vererek kinle baktı adama… Adamın rahat tavırları kavisler çizerek ilerledi gözlerinde.
İşte o an ürpertiyle karışık bir hayranlık duygusu beliriverdi…
—ÖlmemiÅŸsin…
EYLÜL.
Devam etti…
Baban bir eylül günü dünyaya geldi evlat… Evvelinde, bir eylül günü müjdesi gitmiÅŸti haneye…
Ninen o zaman taze gelindi, harman zamanı…
Kapı çalınıp eski elbiseleri, uzamış sakalı ve heybesiyle o’nu görünce karşısında o, şöyle dedi…
—Darılmazsan içeri gireyim… HoÅŸlanmasa da;
MİSAFİR.
Buyur etti… O, içeri geçip bir köşeye oturdu… Sizin dedi, her sene bir öküzünüz ölüyor, hayrını vermediÄŸiniz sürece de ölmeye devam edecek…
O an büyük ninen, gelinden keçi kılından yapılmış halıyı getirmesini istedi. Halıyı ikiye böldüler, yarısını o’na verdiler…
O, ben dedi, bunun yarısını Mekke’ye, Medine’ye sererim, yarısının üzerinde de namaz kılarım… Halıyı heybeye koymak istediÄŸinde, heybede birkaç kelek ve bir kuru ekmek gördüler.
O, ninene dönerek devam etti;
Sana dedi, kız evlat yok. Bir erkek evladın daha olacak ki o zamanlar iki büyük amcan vardı… O, öyle söyleyince homurtular yükseldi, nasıl olur dedi ninen, biz çocuk istemiyoruz! Olacak olacak diye devam etti adam, onun adını Abdulgaffar koyun. Küçüklüğünde çok edepsiz olur ama büyüdüğünde salihlerden olacak…
Umursamadılar, bu gerçekleÅŸtiÄŸinde bile ki babanın adı Ahmet…
ESRARLI KİŞİ.
Ve gitti sonra… Köyde hane halkından baÅŸka onu ne gören oldu nede duyan…
EYLÜL.
Baban bir eylül günü doÄŸdu evlat…
Evvelinde bir eylül günü müjdesi gelmiÅŸti haneye…
Sen, bir eylül günü ölümden döndün…
Yani ki bir eylül günü doÄŸmuÅŸ oldun…


Konu: Selam ile...
O gün; bayram sevinciyle dolu, apaydınlık bir yüzle Rabbimizin huzuruna çıkmak umuduyla ...
Bağlantı »
Konu: Selam ile...
Nice Hayırlı Cumalara...
Bağlantı »