|
Suskunluk böldü geceyi… Henüz geçmiştik yarılan denizi… Ardımızda boğulan sinsi kelimeleri bırakarak henüz geçtik ki…
Cumartesi…
Bir lanetli güne susuyoruz… Günlerden Cumartesi… Ayaklarımızı sürüyerek geçtiğimiz yollar dört kola ayrıldı.”Hakikat” bağırtısı içinde dört hezeyan, yedi günah… Ve otların arasından çıkan lâl bir münadi haykırıyor: “Ey korkmaz görünen korku, başak, acı payam yaprakları, sihre teslim olmayan gövdeler, asfalt yakmasın genzinizi.”
Görüyor…
Gözlerimiz bozuk olsa da Görüyoruz, tuhaf Binlerce uğultulu grev Bayrak ve hürriyet Giriyoruz, zifaf Budur hayat! Fabrikaların çanı çalıyor Kubbede nahoş kahkaha Kampanya başlıyor Mahşer, Elest… Başlıyor, tabela, afiş adıyla
Duyuyor…
Kulaklarımız sağır olsa da Aynada yüzler silik Milyonca karartı, banknot Uçuşan bukleler, tek tip
Biliyor…
Gövdemiz zihin uçsa da Ellere tutuşturulan bildiri İlk onda ki kitap Çile, budur hakikat…
Pazar… Alınlarında secde izleriyle kalktılar! Anladıklarıyla yetinseler kâfi, “ r” yok sonunda kâfi… Sonra şişelere sarıldılar, battı dedim yan gitsin artık balıklar… |
0 yorum yazılmıştır